“10 Gün İçinde Yoğun Bakımlarda Yer Bulmak İmkansız Olacak”

Türk Yoğun Bakım Derneği Başkanı İsmail Cinel, yoğun bakım ünitelerinin hızla dolduğunu belirtti ve 10 gün sonra yoğun bakımda yer bulmak imkansız hale gelecek” dedi.

Geçtiğimiz gün açıklanan yaklaşık 50 bin yeni vakanın yanı sıra haftalık verilerde artan doluluk oranı akıllara hastanelerdeki yoğunluğu getirdi. Uzmanlar salgınla mücadelenin önemine işaret ederek, sağlık sisteminin artan vaka sayıları karşısında yetersiz kalabileceği uyarısında bulunuyor.

Yoğun bakımda 5 yataktan 4ü veya 3ü virüs vakalarına ayrılıyor

Türk Yoğun Bakım Derneği (TYBD) Başkanı Prof. Dr. İsmail Cinel, önümüzdeki 10 günün yoğun bakım kapasiteleri açısından belirleyici olacağına vurgu yaparak, Türkiye genelinde yoğun bakım ihtiyacının çok hızlı bir şekilde arttığını söyledi.

Cinel, çoğu hastanede yoğun bakım doluluk oranının yüzde 85-90’ları geçtiğini belirterek “Özellikle İstanbul, Samsun, Yalova çok ciddi doluluk oranları içeriyor. Bunları göz önünde bulundurmak gerekiyor. Son 6 haftadır yoğun bakımlarda hasta sayısı her geçen gün artıyor. Bizim Kovid-19 olmayan hastalarımızın da yoğun bakım ihtiyacı var. Önceleri elimizde beş yoğun bakım varsa bunların bir tanesini Kovid-19’lu hastalara ayırırken, şimdi beş üniteden üçünü, dördünü Kovid-19’a ayırıyoruz. Özellikle İstanbul’da hastaneler, aralıksız bir şekilde servislerini Kovid-19 servislerine çeviriyorlar. Yeni yoğun bakım servisleri açıyoruz” sözlerini kullandı.

Ölüm oranları yoğun bakım servisleri doldukça artıyor

Vaka sayının bu hızla artması durumunda yoğun bakımlarda yer bulmanın imkansız hale geleceği uyarısında bulunan Cinel gözlemlerini şöyle paylaştı:

“Mutant virüslerin varlığıyla virüs çok hızlı yayılıyor. Aşılama 65 yaş ve üzeri kişilerle başladığı için yoğun bakımdaki yaş ortalaması da düştü. Yaş ortalamamız 77-78’den 57-58’lere indi. Daha genç insanlar hasta oluyor ve daha ağır şekilde yoğun bakıma düşüyorlar. Yoğun bakıma aldığımız hastaların akciğerleri daha fazla tahrip olmuş. Biz hastaları yoğun bakıma organ disfonksiyonuyla alıyoruz ve bununla mücadele etmek hiç kolay değil. Şu anda Kovid-19’un attığı yumruk neticesinde harap olmuş organlar ve bağışıklık sistemi nedeniyle Kovid-19 sonucu gelişen enfeksiyonlarla yüz yüzeyiz. Onlar da septik şok ile daha çok ölümcül oluyorlar. ‘Kontrollü normalleşme’ adı altında yaşadığımız şu süreçte kontrolsüz hareketlerimizi önümüzdeki 10 gün asla yapmayalım. Kalabalıktan uzak duralım. Sağlık sistemimizin bu artış trendini karşılaması çok zor.”

Temaslı sağlık çalışanlarına “aşılısınız çalışın” deniliyor

Ankara Tabip Odası Başkanı Ali Karakoç’a göre yoğun bakımlardaki doluluk oranı yüzde 80’in üzerinde. Vaka sayılarının artığı önceki dalgalanmalara göre yoğun bakımda yatan hasta yaş ortalamasının düştüğünü belirten Karakoç, artık hastaların daha kısa sürede yoğun bakım ihtiyacı duyduğunu söyledi.

Gelinen noktada filyasyon hizmetinin durma noktasına geldiğine dikkat çekerek, ‘Temaslı takibi yapılmıyor’ diyen Karakoç şöyle devam etti:

“Temaslı hastalar eğer sağlık çalışanıysa ‘siz aşılısınız, gidin çalışın’ diyorlar. Biz aşılı olsak bile enfekte olduğumuz takdirde bulaş kaynağı oluruz. Dolayısıyla temaslıların mutlaka karantinaya alınması gerekiyor. Çalışma alanlarında da temaslı taraması neredeyse yapılmıyor. Üstelik polikliniklere Covid-19 şüphesiyle başvuran hastaların yüzde 80’i çalışma alanlarından gelirken. Filyasyonda çalışan sağlık çalışanlarından, yataklı tedavi kurumlarından aldığımız verilere göre Sağlık Bakanlığı, mücadeleyi bırakmış. Salgın ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinde karşılanıyor. Artık sürü bağışıklığına ön mü açmaya başladılar diye düşünmeye başladık.”

Ali Karakoç: Salgın yönetimi tamamen bırakılmış

Ankara Tabip Odası Başkanı Karakoç, Sağlık Bakanlığı’nın bütün sorumluluğu bireyin üzerine, yükü de sağlık emekçilerine yüklediğine dikkat çekerek, şu noktalara dikkat çekti:

“Salgın yönetimi tamamen bırakılmış, süreç toplum üzerinden yürütülüyor. Öte yandan Bakanlık, son dönemde artan vakaların ev içi bulaş olduğunu söylüyor. Ev içi bulaşın kaynağı akraba ziyaretleri ya da misafirler değildir; ev içi bulaşın temel kaynağı çalışmak zorunda olan kesimdir. Enfeksiyonu dışardan alıp eve getiriyorlar. Bu yüzden bu alandaki çalışanlara yönelik vardiya süreleri kısaltılmalı, çalışma saatleri düzenlenmeli, toplu taşıma sayısı artırılmalı, sosyal ve ekonomik hak kayıplarına neden olunmamalı. Eğer önlenebilir ölümleri durdurmak için harekete geçilmiyorsa bunun adı toplumsal cinayettir: Sorumluluğu da Sağlık Bakanlığı ve iktidarın üzerindedir.  Salgın, birinci basamak sağlık hizmetlerinde karşılanmalı.”

Kitlesel toplanma yerleri kapatılmalı

Kovid-19 salgınının tam kapanma şeklinde değil de epidemiyolojik çerçevede yönetilmesinin ivediliğine vurgu yapan Karakoç şunları ifade etti:

“Ankara Tabip Odası olarak, sorumluluğu bireye yükleyen sistemde ‘tam kapanma’ fikrine karşıyız. 28 günlük tam kapanma kısa süreliğine bizi rahatlatsa da bu salgın yönetimi sürdüğü müddetçe olumlu sonuç elde edemeyiz. Tam kapanmaya yönelik farklı ülkelerde yapılan bilimsel çalışmalar gösteriyor ki toplumun ayrıcalıklı kısmı olan varlıklılar bu salgından daha az etkilenmiş, yoksullar ise salgının tüm yükünü çekmişler. Dolayısıyla alışveriş merkezleri başta olmak üzere insanların kitlesel olarak bir araya geldikleri yerler acil olarak kapatılmalı. Burada öncelik küçük esnaf değil (kafeler, restoranlar) büyük kompleksler olmalı” çağrısında bulundu.