İzmir Hala mı Gavur? El-İnsaf!

Ayfer Küçükkahveci ayfer@haberinizi.com

Bir arkadaşım aradı bugün. Sinirliydi. Kendince de haklıydı. Sosyal medyada İzmir’le ilgili, İzmirlilerle ilgili kötü paylaşımlara kızmıştı. Sen gazetecisin, bilirsin, bunlar için yapılacak bir şey yok mu diye sordu. Var dedim. Sevinci sesine yansıdı. Nedir diye sordu. Ciddiye almayacaksın dedim. Sustu, haklısın dedi ve kapadı.

Siz, biz bu tür algı yönetimi için açılan sahte isimlerle yönetilen ‘trol’ denilen hesapların paylaşımlarını ciddiye almaz, cevap vermez ve paylaşmazsak hepsi zamanla kaybolacaktır. Gerçekten, inandığı ya da öyle düşündüğü için paylaşım yapanlara diyecek tek söz ise Allah ıslah etsinden fazlası değil. Nasıl ki biz trollerin saçma paylaşımlarına kızıyoruz. Bizden farklı düşünen insanların da olduğunu kabullenmeliyiz diye düşünüyorum. Çok değil geçen hafta Ekrem İmamoğlu korona virüse yakalandığını açıkladığında ilahi adalet diyen bile oldu. Şimdi ‘ötekiler’ Süleyman Soylu korona virüse yakalandı diye aynı şeyi mi yapmalı?

Bizi böyle böyle ayrıştırdılar. E biz millet olarak buna zaten talimliyiz. Hoppp ayrışıverdik. Adamlar çok zorlanmadı açıkçası. İzmir’i, İzmirlileri öve öve bitiremediler. Yok oteller açılmış, yok yemekler gitmiş falan. Lütfen ya. Ben de severim İzmir’i, İzmirlileri ama bu kadar abartırken, diğer illerde olan felaketlerde aynı şeyin olmadığını söyleyebilir misiniz? İzmir halkı deniyor ya, inanın çoğu İzmirli bile değil. Önceliğimiz siz, biz – sen, ben – İzmirli, Karslı değil de insan olmamalı mı sizce de?

Elâzığ depreminde sanki herkes kendi başına mı bırakıldı? Ya da Karadeniz’i sel götürdüğünde.? Ya da madencilerimiz göçük altındayken? Felaketten daha az zarar gören zor durumdakine el uzatır. Bizim insanımızın doğasıdır bu.

Ülkede nerde bir can yansa, hepimiz orada olmayı becerebildiğimiz için ne içten ne de dıştan yıkamadılar bizi. Bunu anlamak, anlatmak için daha kötü şeyler yaşamamıza gerek var mı acaba?

Kötüye, cahile prim vermezseniz aramızda olmaları da imkansız hale gelecektir. Yeter ki siz, biz iyi niyetli olalım.

Bakın işte algı yönetimi böyle işliyor. Gavur İzmir kalıbından çıkılamıyor. Niye böyle algılandığı didikleniyor, ortaya da böyle çirkinlikler çıkıyor, sonra da buna kızıyoruz.

Orada canı yanmış, korkmuş, canları gitmiş insanların acısını hissetmek, hiçbir şey yapamıyorsak bile ölülerine saygı gösterip, dua etmek çok mu zor? Bugün sanaysa yarın bana diye düşünemiyor muyuz? Ben haberini yaparken bile gözlerimin dolmasına engel olamıyorum. Enkaz altındakiler hariç, dışarıda onları bekleyenleri düşündükçe.. Allah’ım sen dayanma gücü ver..

Sanırım başımıza gelmeden öğrenemeyeceğimiz şeylerden biri de bu. Düşünemiyoruz, başımıza gelmeden de düşünemeyeceğiz…