Galata Kulesi’yle Yeniden

2013’te UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi’ne eklenen Galata Kulesi Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmişti. Yeniden restore edilen kulenin, yeni yüzüyle açılışı yapıldı. Açılışa Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da katıldı. Restorasyonda olan kule, konser, video mapping ve ışık gösterisi eşliğinde gerçekleştirilen törenle ziyarete açıldı.

2013’te UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi’ne eklenen Galata Kulesi Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmişti. Yeniden restore edilen kulenin, yeni yüzüyle açılışı yapıldı. Açılışa Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da katıldı. Restorasyonda olan kule, konser, video mapping ve ışık gösterisi eşliğinde gerçekleştirilen törenle ziyarete açıldı.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir konuşmada Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilen Galata Kulesi’nin müze olacağını açıklamıştı.

Bakan Ersoy, Beyoğlu Kültür Yolu ve Atatürk Kültür Merkezi’nin yapımına ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu konuşmada Galata Kulesi’yle ilgili olarak da şunları söyledi: “Kulenin terasına asansörle çıkacaksınız. İnerken merdiven kullanacaksınız ve kulenin tüm katlarını gezeceksiniz. İstanbul’un tarihi ve arkeolojik değerlerine bakarak müzede bilgiler alacaksınız. Galata Kulesi bir yönlendirme merkezi haline gelecek. Kulenin içindeki restoran, kafe ne olacak diyorsanız? Etraf restoran, kafe dolu. Biz oradan para kazanmak zorunda değiliz. Biz orada cazibe noktasını turist çeker halde kullanarak, içine modern bir müze kuruyoruz. Dijital etkinlikler olacak içinde. Biz İstanbul’un diğer cazibe noktalarına turisti yönlendirmeliyiz. Para kazanma işini turist yapabilir.”

Galata Kulesi, İstanbul’un Galata semtinde buluna bir kule. 528 yılında inşa edilen kule, şehrin en önemli sembollerinden. Mistik yapısı ve yüzyıllardır dimdik duran görünüşüyle büyüleyici bir etkiye sahip. Galata Kulesi dünyanın halen ayakta kalan en eski kulelerinden biri. Kuleyi 528 yılında Bizans İmparatoru Anastasius Fener Kulesi olarak yaptırmış. 1204 yılındaki IV. Haçlı Seferi’nde geniş çapta tahrip edilen kule, daha sonra 1348 yılında “İsa Kulesi” adıyla yığma taşlar kullanılarak Cenevizliler tarafından Galata surlarına ek olarak yeniden yapılmış ve o dönemin en büyük binası unvanını almış.

Galata kulesi 1445-1446 yılları arasında yükseltilmiştir. Kule Türklerin eline geçtikten sonra hemen hemen her yüzyıl yenilenmiş ve tamir edilmiştir. 16. yüzyılda Kasımpaşa tersanelerinde çalıştırılan Hıristiyan savaş esirlerinin barınağı olarak kullanılmıştır. Sultan III. Murat’ın müsaadesiyle burada müneccim Takiyüddin tarafından bir rasathane kurulmuş, ancak bu rasathane 1579’da kapatılmıştır.

17. yüzyılın ilk yarısında IV. Murat döneminde Hezarfen Ahmet Çelebi, Okmeydanı’nda rüzgarları kollayıp uçuş talimleri yaptıktan sonra, tahtadan yaptırdığı kartal kanatlarını sırtına takarak 1638 yılında Galata Kulesi’nden Üsküdar-Doğancılar’a uçmuştur. Bu uçuş Avrupa’da ilgi ile karşılanmış, İngiltere’de bu uçuşu gösteren gravürler yapılmıştır.

1717’den itibaren kule yangın gözleme kulesi olarak kullanılmıştır. Yangın, ahalinin duyabilmesi için büyük bir davul çalınarak haber verilmekteydi. III. Selim döneminde çıkan bir yangında kulenin büyük bölümü yanmıştır. Onarılan kule 1831 yılında başka bir yangında yine hasar görmüş ve onarılmıştır. 1875 yılında bir fırtınada külahı devrilmiştir. 1965’te başlanıp 1967’de bitirilen son onarımla da kulenin bugünkü görünümü sağlanmıştır.

Yerden, çatısının ucuna kadar olan yüksekliği 66,90 metredir. Duvar kalınlığı 3,75 m, iç çapı 8,95 m dış çapı da 16.45 metredir. Yapılan statik hesaplamalara göre ağırlığı yaklaşık 10.000 ton, kalın gövdesi işlenmemiş moloz taşındandır.

Galata Kulesiyle İlgili Efsaneler

İstanbul siluetine gizemli bir hava katan Galata Kulesi’nin hikayelerine, İhsan Oktay Anar’ın Puslu Kıtalar Atlası kitabından bir örnekle başlayalım. Kitapta, İstanbul’a ilk kez gelen denizci Cenevizlilere, ak martının karanlıkta yol gösterdiği anlatılır. İnançlarının bir tezahürü olarak martıyı Hz. İsa ile özdeşleştiren Cenevizliler, onu yuvasına kadar takip ettikten sonra yakalar, pişirir ve yerler. Yuvasının bulunduğu yere de onun hatırası için Galata Kulesi’ni inşa ederler.

Galata Kulesi’ne beraber çıktığın kişiyle evlenirsin derler. Bu efsane, Roma döneminden kalma. Galata Kulesi’ne ilk kez beraberce çıkan bir kadın ve erkek, mutlaka evlenirmiş o zamanki inanca gör. Eğer taraflardan biri, önceden kuleye çıkmışsa bu tılsım bozulurmuş ama. Ayrıca eğer kuleye beraber çıkacak çiftin kaderinde kavuşamamak varsa karşılarına mutlaka bir engel çıkarmış. Yani Galata Kulesi, bir ömür beraber yaşamayacak çiftleri kabul etmezmiş. Bir çift olarak Galata Kulesi’ne çıkarsanız aklınızda bulunsun.

Efsaneye göre Galata Kulesi ile Kız Kulesi birbirine aşıktır ama aralarında bulunan İstanbul Boğazı, sevgililerin kavuşmasını engellemektedir. Galata Kulesi aşkını mektuplara yazar yıllarca ve Kız Kulesi’ne olan hasretini kelimelere döker. Hezarfen Ahmet Çelebi de uçma hayalini gerçekleştirmek için buraya çıktığında, Galata Kulesi onun kulağına Kız Kulesi’ne olan aşkını fısıldar ve mektupları ona verir. İstanbul’un üflediği rüzgârı arkasına alan Hezarfen, mektupları Kız Kulesi’ne ulaştırır. Aşkının platonik olmadığını anlayan Kız Kulesi, sevinçten havaya uçar ve bu iki aşık, İstanbul’un en güzel manzarasını oluşturur.

6 Haziran 1973 günü ise ünlü şair Ümit Yaşar Oğuzcan’ın 15 yaşındaki oğlu Vedat kuleden atlayarak intihar etmiştir. Oğuzcan bunun üzerine Galata Kulesi adlı şiiri yazmıştır.

Pırıl pırıl bir yaz günüydü

Aydınlıktı, güzeldi dünya

Bir adam düştü o gün Galata Kulesi’nden

Kendini bir anda bıraktı boşluğa

Ömrünün baharında

Bütün umutlarıyla birlikte

Paramparça oldu

Bir adam benim oğlumdu…