Gerçeği Sanılandan Farklı Olan Şaşırtıcı 24 Bilgi

Halk arasında yayılan çok bilgi vardır. Kulaktan kulağa yayılan bilgileri herkes arasında aynı bilindiği için bilgileri gerçeğini bilmeden hep doğru kabul etmişizdir. Aslında bilgilerin bazıları doğru, bazıları yanlıştır. Peki, hangi bilgiler yanlıştır? Ne kadarını doğru biliyoruz? Bildiğimiz bilgilerin kaçı gerçek? Hepsi bu yazının içinde. İşte karşınızda gerçeği sanılandan farklı olan şaşırtıcı 24 bilgi.

1. Dünyadaki En Kurak Yer Antarktika’da

Yılda 254 mm’den daha az yağış alan bölgelere çöl denilmektedir. Ancak Antarktika kıtasında bulunan bazı bölgeler 2 milyon yıldır yağış görmüyor. Kıtanın Kurak Vadisi olarak bilinen bölgenin %2’lik kısmında buz ve kar yoktur ve bölgede hiç yağış olmaz.

Eğer dünyadaki en kurak 2. yeri Sahra çölü olarak düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Sahra Çölü yılda 25 mm yağış almaktadır. Dünya üzerinde en kurak 2. yer Şili’deki Atacama Çölü’dür. Çölün bazı bölgeleri 400 yıldır yağış almıyor ve çöl yıllık ortalama 0,1 mm yağış alıyor. Bu da Sahra çölünden 250 kat daha kurak olduğu anlamına geliyor.

2. Bilinen En Yüksek Dağ Everest Değildir

Dünya üzerinde olsaydık Everest’i en yüksek dağ olarak kabul edebilirdik ancak keşfedilmiş en yüksek dağ Mars’ta yer alıyor. Dev Volkan Olympus Dağı güneş sisteminde keşfedilmiş en yüksek dağdır. 22 km yükseklikte ve 624 km genişliğinde olan bu dağ, dünyanın en yüksek dağı olarak bilinen Everest’in 3 katı uzunluğundadır.

Volkanik dağ olarak bilinen Olympus dağında yer alan kraterin genişliği 72 iken derinliği 3 km’den fazladır. Sanılan dağların aksine tepesi düz olan bu dağ, yamacının düşük eğimi sayesinde kolaylıkla tırmanılabilir.

3. Dünyanın En Uzun Dağı Everest Değildir

Yükseklik ve uzunluk kavramı kafaları karıştırmış olabilir ama dünya üzerindeki en yüksek dağ Everest iken dünya üzerinde yer alan en uzun dağ Hawaii’de yer alan Mauna Kea dağıdır. Dağın yüksekliği deniz seviyesinden ölçülürken, dağın uzunluğu dağın en dip noktasından ölçülür. Yani Mauna Kea’nın yüksekliği 4206 Km olurken Everest’in yüksekliği 8850 km olduğu için Mauna Kea yüksek değil ama 10.200 km uzunluğuyla dünyanın en uzun dağı oluyor.

Dağların dip noktalarından ölçüm yapmak oldukça zor bir işlemdir. Bazı bilimciler Tanzanya’da yer alan Klimanjaro dağının Everest’ten uzun olduğunu iddia etse de henüz bu iddia kanıtlanamadı. Kanıtlanamamasının sebebi henüz dağ uzunluğunu ölçmek için doğru yöntemin bulunup bulunmaması üzerine süren tartışmalardır.

4. Bukalemunlar Ortama Uymak İçin Renk Değiştirmez

Bukalemunlar hakkında filmlere bile konu olan söylenti vardır. Bukalemunlar, ortama uymak için renk değiştirir diye defalarca söylenmiştir ama bu bilgi yanlıştır. Yapılan incelemeler sonucunda bukalemunlar ortama uymak için duygu durumlarına uygun olarak renk değiştirdiği ortaya çıkarıldı.

Bukalemunun derisi kromatofor adlı özel hücrelerden oluşan birçok katman içerir. Bu katmanların her biri özel pigmente sahiptir. Bu katmanların değişmesi derinin değişik ışıkları yansıtmasıyla birlikte bukalemunlar renkli hale gelmiştir. Karşı cinsten bukalemun gördüklerinde, korktuklarında veya bir tehlike atlattıklarında ya da kavgada bir bukalemunu alt ettiklerinde renk değiştirmesi bukalemunlar için oldukça sıradan bir durumdur.

5. Telefonun İlk Mucidi Alexander Graham Bell Değildir

Telefonlar günlük hayatımızda oldukça büyük bir yere sahiptir. Dünyanın birçok yerinde okullarda telefonun mucidinin Alexander Graham Bell olduğu ifadesini öğrencilere öğretiyor. Oysa bu fikir Graham Bell’den önce başka birisinin aklına gelmiştir ve Bell’den 5 yıl öncesinden patenti bile alınmıştır ama sonrasındaki hikâyeyi çoğumuz bilemez.

Antonio Meucci ABD’de 1860 yılında Telefono adını verdiği aygıtın çalışma modelini gözler önüne sermiştir. Meucci, sonrasında 1871’de yani Graham Bell’in telefonu duyurmasından 5 yıl önce geçici patent başvurusunda bulunmuştur. Bu patentin yıllık yenileme maliyeti 10 dolardır ve Meucci aynı yıl içerisinde geçirdiği talihsiz kazanın ardından ağır yaralandı ve işsiz kaldı. İngilizcesi yetersiz olan Meucci, patent yenilemek için gerekli parasını yatıramadı ve Telefono’nun patent hakkı 1874’te iptal oldu. Graham Bell, kendi telefonunu 1876’da tescillediğinde Meucci ona dava açtı. İcadın kendisine ait olduğuna iddia eden Meucci incelemek üzerine krokilerini ve modelini göndermişti ancak modeller ve krokilerinin gizemli şekilde kaybolması davanın uzamasına sebep oldu ve Meucci davanın sonunu göremeden 1889’da öldü. Ölümünden yıllar sonra, 2002’de ABD Temsilciler Meclisi Meucci’yi haklı buldu.

6. İnsanın 5 Değil En Az 9 Duyusu Vardır

Çoğu kişinin insana dair öğrendiği ilk şeylerden birisi 5 duyuya sahip olduğudur. Duyma, Tat, Koku, Görme ve Dokunma hepimizin bildiği duyulardır. Bu konuda bazı nörologlar aslında 5 değil en az 9 hatta daha fazlası olduğuna inanıyor. Nörologlarca varlığının kesinliği kanıtlanmış 4 diğer duyu ise Isı yani sıcaklık duyusu, iç kulaktaki sıvı içeren boşlukların yönlendirmesi sonucu çıkan Denge, eklemlerde hissedilen Ağrı ve İç algı denilen vücudumuzda görülmeyen ama bilinçaltı yoluyla bulduğumuz duyulardır. Bazı insanlarda ek olarak farklı duyu çatışmalarına da sahip olabilir. Mesela duyduğu müziği renk olarak görebilme bu çatışmalardan birisidir.

İnsanlarda olmayan ama hayvanlarda olan duyular var mıdır? Vardır, buna örnek olarak köpekbalıklarının güçlü elektrik duyusu, kuşların manyetik alan duyusu ve baykuşların kızılötesi görüşü bu duyulara örnek olabilir.

7. Maddenin 3’ten Fazla Hali Vardır

Simya’dan kalma ve bazı hikayelerin verdiği bilgilerle her zaman maddenin 3 hali olduğunu düşündük. Son araştırmalar gösteriyor ki maddenin Katı, Sıvı ve Gaz haliyle birlikte toplamda 16 hali vardır. Araştırmalar sürdükçe bu sayı da artacaktır. Şu ana kadar tespit edilen maddenin halleri şunlardır:

Katı, Sıvı, Gaz, Amorf katı, Plazma, Süper akışkan, Süper katı, Dejenere katı, Nötronyum, Güçlü simetrik, Zayıf simetrik, Kuark gluon plazma, Fermiyonik yoğun, Bose-Einstein yoğunluğu, Süper iletken ve yakın zamanda keşfedilmiş olan Jahn Teller metali.

8. İnsan Eliyle Yapılmış En Büyük Yapı Kuveyt’te Olacak

Kime insan eliyle yapılmış en büyük yapı sorulsa cevap ya “Uzayda görüldüğü için” Çin Seddi ya da “Gizemi çözülemediği için” herkesi merakta bırakan Mısır Piramitleridir. Maalesef iki ülkede yer alan yapılar en büyük değil. Kuveyt’te halen inşaatı devam eden Mübarek El Kebir mega gökdeleni 2030’da inşaatını tamamladığında dünyanın en büyük yapısı olacak. Geleceğin şehri Madinat al-Hareer (İpek şehri) projesi altında yapılmakta olan gökdelenin hedeflenen yüksekliği 1001 metre olacak.

Ancak bu yapının inşaatı hala devam ettiği için onun unvanını geçici olarak New York’un Staten Island ilçesinde yer alan Fresh Kills adlı bir çöp deposu elde tutuyor. 1948 yılında açılan depo, çok geçmeden en büyük yapı unvanını eline aldı ve hacim olarak Çin Seddi’ni geçerek en büyük yapı unvanını ele geçirdi. Çöplüğün en yüksek noktası, Amerika’nın ikonik yapılarından biri olan Özgürlük Heykeli’nden 25 metre daha yüksek ve yüksekliği gün geçtikçe yükseliyordu. Bölge halkının baskıları sonucunda 2001’de kapandı ve hatta yasalarla aynı New York içerisinde benzer bir çöp deposu açılması yasaklandı. Bugünlerde de deponun boşaltılıp park yapılması için gerekli çalışmalar sürmektedir.

9. İnsanlarda Burun Deliği Sayısı 2 Değildir

İnsanlarla ilgili bir diğer şaşırtan bilgi de kokuyu hissettiğimiz burnumuzun delik sayısı 2 değildir. Genel olarak çocuklara 2 burun deliğimiz olduğunu söylesek de burnumuzda görünmeyen 2 delik daha vardır. Kafatası içerisinde yer alan boğazımıza bağlı 2 delik vardır ve bu delikler sayesinde burundan rahatça nefes alabiliyoruz.

10. Mavi Balinalar Sadece Tek Canlıyla Beslenir

Mavi Balina bilinen en büyük balina cinsi ve hayvanı olmasıyla beraber hacimlerinden dolayı insanlar Mavi Balinaların büyük balıklarla beslendiğini düşünür. Şöyle bir durum var ki Mavi Balinalar hacimlerine göre beslenmez. Mavi Balinaların boğazı göbek deliğine yakın boyuttadır ve yılın 8 ayı hiçbir şey yemez ama yaz aylarında sürekli beslenerek günde 3 ton yemek yer.  Mavi Balinaların yediği tek canlı ise Kril adı verilen küçük kabuklu su canlısıdır. Karidese benzeyen Kriller, toplamı 100.000 ton’un ağırlığının üstünde sürülerle gezerler. Kriller aynı zamanda karada bazı ülkelerde çokça tüketilirken sadece 3 ülkede içerdiği maddelerden zehirlenme riski nedeniyle tüketimi yasaklanmıştır.

Sadece krille beslenmeyen ayrıca başka balıkları yediği bilinen bir tane balina türü vardır. İspermeçet balinası, bir insanı yutacak kadar büyük boğazı ve her canlıyı hızla eritebilecek güçlü mide asidine sahip bir balinadır.

11. Suyun Rengi Mavidir

İçtiğimiz sudan tutun, içinde yüzdüğümüz deniz suları beyaza yakın açık mavi renge sahiptir. Bir kaba aldığınızda rengi yok yani saydam gibi görünse de denizin derinlikleri, kardaki derin deliğe, ya da donmuş şelalenin derinlerine baktığınızda mavi renk çok iyi görülecektir. Maviliğin tonunun değişmesinde ayrıca gökyüzündeki yansımasının da etkisi vardır. Mesela bulutlu günde deniz tam mavi olarak görülmez. Bir diğer maviyi etkileyen etken de suyun dibinde yer alan şeydir. Işıklar yansırken sadece yüzeyden değil, suyun dibindeki nesneden de yansır. Bu sayede de aynı anda mavilikle birlikte temiz ya da kirlenmiş olduğunu da anlayabiliriz.

12. Develer Hörgüçlerinde Yağ Depolar

Hayvanlar hakkında en çok ön yargıya dönüşmüş diğer şey de Deve hörgüçlerinde suyun depolandığıdır. Depoladıkları suyla uzun süre ayakta kaldıkları söylendi ama Develer hörgüçlerinde yağ depolar ve bu yağlarla uzun süre ayakta kalabilir ve hatta su kaybından korur. Develer vücut ağırlığının yüzde 40 kadarını kaybetmediği sürece de su kaybından etkilenmez. Bu özellikleri sayesinde develer su içmeden 1 hafta yaşayabilirler.

13. Dünya Üzerinde En Yaygın Madde Su Değildir

Dünyayı gözlemlersek öne çıkan en yaygın maddeler olarak suyu veya oksijeni ya da ona benzeyen şeyleri tahmin etmişizdir. Gerçek şu ki aklımıza gelen birçok şey dünyada çok yaygın değildir. Keşfedilen ve dünyanın her yerinde yaygın olduğu tespit edilen madde Perovskittir. 1839 yılında Rus mineralist Count Lev Perovskit tarafından keşfedilen mineral olan Perovskit, kristal sınıfında yer alıyor. Dünyanın katmanlarından biri olan Manto katmanının büyük çoğunluğu bu maddeden oluşmuştur. Kübik yapı özelliği göstermektedir ve en yaygın örneği kalsiyum titanattır. Perovskit’in öne çıkan diğer özelliği de süper iletkenliğidir. Öyle güçlü bir iletken ki gelecekte elektronikten enerjiye kadar birçok alanda kullanılmaya başlanacak.

14. Kırkayakların Kırk Ayağı Yoktur

Kırkayak böceklerinin kaç ayağı olduğu halen gizemini koruyor ama şöyle bir gerçek var ki 40’tan fazladır. İngilizce’de Yüzayak (Centipede) olarak bilinen Kırkayak üzerine araştırmalar 100 yılı aşkın süredir devam etmekte ve henüz 100 ayaklı kırkayak bulunamadı. Kimisinde 100’den az kimisinde 100’den fazla ayağı olan Kırkayak böceklerinin ayak sayısı sonuç olarak 40’dan fazladır. 100 ayağa en yakın kırkayak 1999’da keşfedilmiş olup böceğin 96 ayağı olduğu sayılmıştır ve ayak sayısı çift sayı olduğu için diğerlerinden ayrılmıştır. Sıradan Kırkayağın ayak sayısı tek sayıdır ve ortalama 15 çiftle 191 arasında değişir.

15. En Çok İnsan Öldüren Afrika Memelisi Aslan Değildir

Aslında Hipopotamdır yani Su aygırı. Afrika denilince herkesin aklına Safari gezileri ve aslanlar gelir ama en çok insan öldüren Afrika memelisi Su aygırlarıdır. Hipopotamlar Afrika’nın çimlerle çevrili yavaş nehirlerinde yaşamaktadır. Maalesef insanlar da o tür yerlerde yaşamayı tercih etmektedir. Ölüm sebepleri de genellikle kayık kullanırken kazayla hipopotamın kafasına vurulması sonucu hayvanın öfkesi oluyor. Özellikle yavrusu varken bu kaza yaşanırsa normalden daha fazla öfkeli oluyorlar. Bunun dışında hipopotamlar insanlar gibi timsahları ısırarak, aslanları suda boğarak öldürebiliyorlar ancak vejetaryen hayvan oldukları için öldürdüklerini yiyemiyorlar. Yani tüm saldırılarının amacı savunma ve korunma amaçlıdır.

16. Develerin Kökeni Amerika’ya Dayanıyor

Çöllerde görmeye alışık olduğumuz Develer aslında Kuzey Amerika’dan geliyor. 20 milyon yıl önce deve türleri Kuzey Amerika’da ortaya çıkmış. O dönemin develeri günümüzdeki develerden ziyade daha çok Zürafa ve Ceylan’ı andırıyordu. Develer zamanla Bering üzerinden Asya’ya geçmiştir ve geride kalan son deve soyu buzul çağ’da Kuzey Amerika’da tükenmiştir. Kuzey Amerika’da develerin nasıl tükendiği hala gizemini koruyor. Göç sırasında develerin bir kısmı avcılar tarafından avlanmış olsa da göçten sağ çıkan develer yıllar içinde evrim geçirerek bugünkü hallerine ulaşmıştır.

17. Evrenin Rengi Artık Gri Değil

Yıllar öncesinde bilim adamları evrenin gri olduğu kanısındayken 2018 yılında bilim adamları Evren üzerine yaptığı araştırmalarda Evrenin tam gri olmadığı ve özel bir gri tonunda olduğunu keşfettiklerini açıkladı. Yeni rengin adı olarak Cosmic (Evren) ve İtalyanca’da süt anlamına gelen Latte kelimelerini birleştirerek Cosmic Latte’yi duyurdular.

18. Uzaydan Bütün Büyük Yapılar Görülür

Ön yargıya dönüşmüş olan Çin Seddi’nin uzaydan görülmesi olayı sadece Çin Seddi için geçerli değildir. Uzay boşluğu dünyaya sanılandan yakın olduğu için Çin Seddiyle birlikte insanların yaptığı bütün büyük yapılar uzaydan görülebilir. Otoyollar, Binalar, heykeller ve birçok büyük yapı aslında uzaydan görülür. Eğer Dünya’nın uydusu olan Ay’a giderseniz Dünyanın kıtaları zar zor görülecektir.

19. Doğal Elmas, Kömürden Oluşmaz

Yüzyıllar boyunca değerinden bir şey kaybetmeyen elmasların oluşumu sandığımızdan farklıdır. Elmas karbondan oluştuğu için Kömür’e benzer benzer olabilir ama oluşum süreci kömürden farklıdır. Elmas’ın oluşum süreci nedir? Nasıl ve neyden oluşur? Elmas nasıl işlenir ve nereden gelir? Bu sorular kafanızı fazla karıştırmasın. İşte elmasın oluşum süreci.

Elmaslar Volkanlardan oluşur. Bütün elmaslar, yerin altında devasa ısı ve basınç sonucu oluşur. Yer yüzeyine patlamalar sonucu gelen elmaslar yerin 160 ila 480 km altında oluşur. Çoğunluğu kimberlit adlı volkanik kayanın içinde bulunur ve volkanik aktivitelerinin halen olduğu bölgelerden çıkarılır. Diğer elmaslar kimberlitlerinden ayrılmış başıboş biçimde bulunur. Dünyada 20 ülkede elmas çıkarılırken ne yazık ki ülkemizde Elmas çıkarılamıyor.

20. Keman Telleri Kediden Yapılmıyor

Günümüz müziğinde bile çokça kullanılan kemanların 16. Yy civarlarında icat edildiği tahmin ediliyor. Rivayete göre dönemin İtalyan zanaatkârları keman tellerini koyun bağırsaklarıyla yapıyordu ancak taşıdıkları çeşitli kaygılar nedeniyle sırlarını saklamak için herkese kedi bağırsaklarıyla yaptığını söyleyerek insanları keman yapımından uzaklaştırmaya çalışmışlar. Çünkü aynı dönemde kedi öldürmek de büyük uğursuzluk olarak görülüyordu.

Yıllar içinde koyun bağırsaklarının daha iyi işlemeyle daha güzel ses vereceğini anlayan ustalar Salle’de 600 yıl boyunca keman telinin üretimini yaptı. 20. Yy başlarında meydana gelen 2 korkunç deprem nedeniyle Salle’deki üretim sona erse de Salle’li aileler toplanıp kendi keman teli markasını oluşturdu. Günümüzdeyse bu markaların 2 tanesi dünyadaki lider markalar haline gelmiştir.

1750’li yıllara kadar koyun bağırsağı kullanan üreticiler yıllar içinde bağırsak naylon çelik karışımı tellerin üretimine geçerek günümüze kadar gelmiştir.

21. Hindiler Hintli Değildir

Hindilerin kökeni Kuzey Amerika olarak bilinse de Amerika’ya yapılan ilk göç dalgası aracılığıyla İngiltere’ye götürülmüştür. Hindilerin Avrupa’ya gelmesi 16. Yy ortalarına dayanır. Önce anavatanı Meksika’dan İspanya’ya getirilmiş ve sonrasında Osmanlı döneminde tüccarlar tüm dünyaya satmıştır. 16. Yy sonlarında Hindi yemek Hıristiyan kültüründe gelenek haline gelmiştir. Avrupalı hayvancılar daha cüsseli hindi yetiştirmek için bir araya geldiler ve günümüzde Amerika’da çokça tüketilen Hindi türünün öncüsü oldular.

Türkçede Hindi olarak denilen kuşun adı nereden geliyordu? Hindi satan tüccarların kuşların geldiği bölgenin adından. Amerika ilk keşfedildiğinde İndis deniliyordu. Kelime zaman içinde Hindi’ye dönüşür. Avrupa’da da Hindi için kendi dillerinde Türk kuşu anlamına gelen Turkey denilirken Portekiz ve Hindistan gibi sömürge ülkelerinde Hindinin adı Peru Kuşu olarak geçiyor.

22. Balıkların Hafızası 3 Saniye Değildir

Unutkan insanlar genellikle kendilerine “Balık hafızalı” derler. Bunun sebebi halk arasında balıkların 3 saniyelik hafızası olduğu düşüncesidir. Bu bilginin nasıl çıkıp yayıldığı bilinmez “Balık hafızalı” deyimi insanlar arasında iyice kalıplaşmıştır.

2003 Yılında bilim insanlarınca yapılan araştırma sonucunda en yaygın süs balıkları arasında en bilinen tür olan Japon balıklarının en az 3 aylık olduğunu tespit etti. Sadece uzun hafızasıyla da değil, şekilleri renkleri ve sesleri de başarıyla ayırt edildiği de görüldü. Bir yemek ödülü için eğitilen Japon balıkları, düzenli aralıklarla öğrendiği hareketleri de tekrar ettiği gözlendi. Aynı araştırma bir grup çiftlik balığıyla da yapıldığında da aynı sonuç gözlendi. Yani balıklar 3 saniyelik hafızaya sahip değildir.

23. En uzun Hayvan Solucandır

Uzun hayvanlar denildiğinde akla gelenler genellikle denizanası, zürafa veya balina olur ama ne zürafa ne de en büyük balina türü olarak bilinen Mavi Balinalar en uzun hayvandır. Okyanuslarda yaşayan Denizanalarının boyu bile o canlıya yakın değildir. Bantlı Solucanlar bilinen ve keşfedilmiş en uzun hayvandır.

Boyu 60 metreye kadar ulaşan hayvan diğer bilinen uzun hayvanlardan 2-3 kat daha uzundur. Uzun olmakla beraber genişlikler birkaç milimetre olduğu için incedirler. Çoğu kaynak ortalama uzunluğunun 30 metre olduğunu savunsa da esnek yapısı sayesinde boyu 50 metreyi bile aşmıştır.

24. Dünyanın En Yaşlı İnsanı 122 Yaşındaydı

Çoğu zaman sosyal medyada dünyanın en yaşlı insanlarına dair haberler görürüz. Bu haberlerde yaşların yüksekliği bizi her zaman şaşırttı ama resmi olarak kanıtlanması oldukça zordur. Televizyonlarda ve çeşitli belgesellere konu olmuş dünyanın en yaşlı insanı olarak bilinen 146 yaşındaki Endonezyalı Mbah Goto, yıllarca ölmek istediğini dile getirdikten sonra 2017’de öldüğü biliniyordu. Yaşı tam olarak bilinemiyor çünkü yaşı hakkında en doğru bilgiyi verebilecek 1. Derece yakınları ve torunları da öldü. Goto’nun son günlerinde de torunlarının çocukları ve onların torunları da yanındaydı.

Bilinen diğer en yaşlı kadın ise 26 Haziran’da 134. yaşını kutlayan ve halen İngiltere’de hayatını sürdürmekte olan Almihan Seyiti’dir. Tıpkı Mbah Goto’da olduğu gibi Almihan Seyiti’nin de yaşını doğrulayabilecek kişiler ve belgeler olmadığından resmi yaşı bilinmediği için en yaşlı insan olarak kabul edilemiyor.

Resmi kayıtlara göre yaşamış en yaşlı insan 122 yıl 164 gün yaşamış olan Jeanne Calmenttir. Fransa’da doğup büyüyen Jeanne, 85 yaşına kadar eskrim, 100 yaşına kadar da bisiklet sporu yapmıştı. Kendi ifadesine göre uzun yaşamanın sırrını zeytinyağ, çikolata ve sarımsak olarak açıklamıştır. 4 Ağustos 1997 tarihinde öldükten sonra en yaşlı ünvanının yerini çok kişi alsa da kimse onun kadar uzun yaşayamadı. Resmi olarak yaşı kanıtlanmış en yaşlı insan ünvanını şu an 117 yaşındaki Japonyalı Kane Tanaka taşıyor.