Kim Takar Korona Virüsü? Sıkıldık Biz Açın Her Yeri…

Ayfer Küçükkahveci / ayfer@haberinizi.com

Konumuz korona virüs… Artık işin dalgasındayız çok şükür. Kalabalığa karışmayın dedikçe insanlar inadına yapar gibi neresi kalabalıksa orada toplanıyorlar.

Hepsinin tek bahanesi var. AKP kongreleri. Devletin başındakiler bunu yapıyor da biz neden yasaklıyız?

Yahu arkadaş onlar aşılı, korumalı, gereken tüm tedbirleri almışlardır zaten. Sen nereden biliyorsun alışveriş yaptığın insanın taşıyıcı olmadığını? Elleyip kontrol ettiğin ürünün senden önce korona virüs taşıyan birinin elleyip ellemediğini? Çay içmeye gittiğin komşunun, taziyeye gittiğin yakınının, düğününe katıldığın eltinin, evine misafirliğe gittiğin insanın taşıyıcı olup olmadığını biliyor musun? Virüs her yerde, herkeste…

Sen bu virüs illetinde sadece kendinden sorumlu değilsin. Taşıyıcı olup olmadığını bilmiyorsun. Benim hayatımı riske atma hakkın var mı?

TV spikeri mikrofonu uzatıyor amcama. Virüs yayılıyor ne düşünüyorsunuz diyor. Amca cevap veriyor sinirli sinirli. Herkes sokakta olduğu müddetçe bundan kurtulamayız. Yahu sen kimsin peki? O herkesten biri değil misin? Spiker siz de dışarıdasınız ama diyecek oluyor, cümlesini tamamlamasına izin vermiyor amaç, benim işim var diyor. E herkesin işin var. Herkesin bir bahanesi mutlaka var.

Dün sabah düştü ajanslardan bir haber. Erzurum’da bir züccaciye mağazası indirim yapmış. Daha mağaza açılmadan kapıda biriken kalabalığın fotoğrafı nerdeyse kadraja sığmamış. Mağaza yetkilileri kalabalığı kontrol etmek için polis çağırmak zorunda kalmış.

Muhabir soruyor toplanan kalabalıktan bir hanım ablaya. Peki, korona virüs? Alışverişe gelen hanım abla cevap veriyor. “Biliyorum, gerekli önlemimizi aldık.” Önlem dediği ağzındaki bez parçası. İçinde ne olduğu belli olmayan bir sprey şişesi. Orada görümcesiyle, kaynanasını çekiştirirken eline fıs fıs bir şeyler sıkıyor, sonra eşarbıyla takım maskesini düzeltiyor, yan gözle kapı açıldı mı diye kontrol edip safları sıklaştırıyor.

Ne deseler boş. Bana bir şey olmaz zihniyeti ne yazık ki hepimizde var. Ama oluyor bayanlar baylar. Her akşam Sağlık Bakanı ölenlerin sayısını açıklıyor. İnsanların ölümü sayıdan ibaret oldu artık. Bugün 100 kişi, dün 150ydi. Yarın tedbirlere uymazsak sayı 200. Rakamlardan ibaret okuduklarımız. Nasıl da alıştık duruma… Peki, yarın ki o 200 rakamının içinde en sevdiğiniz de olursa? Takdir-i ilahi mi diyeceksiniz? Ecel? Tanrı böyle uygun gördü? E ne de olsa herkesin bir ölüm nedeni var.

Hadi ölümü kabul ettik. Kaderci bir milletiz. Yoğun bakımlarda nefes almaya çalışan insanlar? Onları hayata tekrar bağlamak için çabalayan onca sağlık çalışanı?

Evet, hepimiz çok sıkıldık evlere tıkılmaktan, yasaklardan, mekanların kapalı olmasından. Özledik sevdiklerimize sarılmayı. Ama sabır göstermez ve tedbirlere uymazsak sarılacak bir sevdiğimiz, mekana gidecek takatimiz kalmayacak.

Yüzlerce sağlık çalışanı bizim hayatımızı kurtarmak için şehit oldu bu ülkede. Onların da ana babası, çoluğu çocuğu, seveni, hayalleri vardı. Sen 2 lira daha ucuz bardak alacaksın diye, onları bu hayattan koparma hakkına sahip değilsin. Hiçbirimiz değiliz.

Bir sürü insan işsiz kaldı bu virüs yüzünden. Kır dizini otur evinde de, piyasalar normale dönsün. İnsanlar senin o çok acil alışverişin yüzünden daha fazla sıkıntı çekmesin.

Dışarıda gezip, sana bir şey olmayınca bu virüs bitmeyecek. Bunu anlamakta neden zorlanıyorsunuz canım kardeşim?

İşine gelen şehir efsanelerine inanıp, bu bir biyolojik silah, yaşlıları hedef alıyor, bana bir şey olmaz diyen genç arkadaşım, o yaşlılar birilerinin her şeyi… Bencillik yapacak zamanda değiliz ki…

Yapmayın ne olur. Biri yanlış yaptı diye, o yanlışı sizin de yapma hakkına sahip olduğunuzu düşünmeyin. Bu kez bana bir şey olmaz mantığıyla hareket etmeyin. Size olmuyor belki ama bana oluyor, anneme oluyor, teyzeme oluyor… Ölüm hak eyvallah. Ama göz göre göre de olmaz ki canım ablam, abim, annem…