Küçücük Bir Bez Parçası Hayatınızı Kurtarabilir

Tüm dünya yaklaşık 10 aydır Covid-19 virüsüyle boğuşuyor. Belli olan o ki, bu uzun bir süre daha devam edecek. Belki hepimiz bu virüsle bir gün tanışacağız. Ancak bilim adamları, aşı ya da tam tedavi şekli bulunana kadar kendimizi korumamız için elimizden geleni yapmamız konusunda uyarıyor. Maske-mesafe-hijyen. Aslında bu kadar basit bir yöntem uygulamamızı istemelerine rağmen, korona virüs vakaları her geçen gün artmaya ve can almaya devam ediyor.

İnsanlar korona virüsü ciddiye almıyorlar mı? Neden cezai yaptırımlara gerek duyuluyor? Bir insan kendi canını nasıl hiçe sayar? Ya sevdiklerinin, annesinin, babasının, çocuklarının?

Dünya son 10 aydır hem sağlık hem de ekonomik olarak korona virüsün etkileriyle uğraşıyor. Yüzbinlerce insan bu virüsün pençesinde boğuşuyor. Bilim adamları sadece tedbir diyor. Hep bir ağızdan zorunlu değilseniz dışarı çıkmayın diyor. Madem çıktınız sosyal mesafenizi koruyun diyor. İnsanlara 1,5 metreden fazla yaklaşmayın diyor.

Kapıdan adımınızı atmadan maskenizi takın ve eve dönene kadar hiçbir şartta çıkarmayın diyor. Mümkün olduğunca ellerinizi bir yere sürmeyin diyor. Dokunmak zorunda kaldıysanız, ellerinizi yıkamadan ya da dezenfekte etmeden zinhar taktığınız maskeye dokunmayın diyor. Sık sık ellerinizi yıkayın diyor. Ata mirasımız limon kolonyasının virüsü öldürdüğünü, ellerinizi yıkayamayacak durumdaysanız kolonya ve benzeri dezenfektanlarla ellerinizi temizleyin diyor.

Öncelikle kendinize ve sağlığınıza dikkat edin, sonra çevrenizi koruyun. Temizliğinize ve maskenize dikkat ederseniz, bu hastalıktan yüzde 80 oranında korunabiliyorsunuz.

Sağlık Bakanımızın dilinde tüy bitti, maske-mesafe-hijyen demekten. Bunu uygulamak bu kadar mı zor?

AVM yöneticileri kızıyor, tek sebep biz miyiz diye ama bilimsel göstergeler kapalı ortamlarda, havalandırmalar nedeniyle virüsün yayılma oranının açık havaya göre daha çok olduğu yönünde. Yeterli hijyen ve mesafeye özen gösterseler de virüs taşıdığını bilmeyen çalışanlar ya da ziyaretçiler maalesef ki hala tehlike saçıyor.

Bunun yanı sıra toplu taşıma araçları başka bir kabus. Ancak siz kendinizi korursanız, maskenizi tam olarak takıp, ellerinizi mümkün olduğunca temiz tutarsanız, kendinizi korumak hiç de zor değil.

Maske konusunda bir başka uyarıları daha var bilim adamlarının. Tek kullanımlık maske, adı üzerinde tek kullanımlık maskedir. Yıkayıp, tekrar kullanmayın. Gün içerisinde maskeniz nefesiniz ya da dış etkenlerden ıslanırsa, mutlaka değiştirin. Virüs nemli ortamları daha çok seviyormuş.

Kumaş maskeler diğerlerine oranla bulaş riskini azaltıyor. Valfli maske ve şeffaf siperliklerse düşünüldüğü kadar korumuyormuş. Ama yine de hiç yoktan iyidir diyerek mecbursanız kullanmalısınız. Yine de maskeniz ne kaliteli olursa olsun yüzde 100 korumadığını da aklınızdan çıkarmayın. Sosyal mesafe ve kişisel izolasyon sizi daha çok koruyor.

Unutmayın en çok bulaş virüsü taşıdığı halde bunun bilmeyenlerden oluyor. Onun için sizde virüs olup olmadığını bilmiyorsunuz ya da en yakınınızda. Virüs, öksürme ve hapşırma yoluyla ortamda bulunanlara bulaşıyor. Eğer virüslü insanda ve sizde maske varsa ve birbirinize 1,5 metreden uzaksanız korkmanıza gerek yok. Bu da demek oluyor ki, maske hayatınızı kurtarabilir.

Bir başka en önemli konu el hijyeni. Elinize öksürmeyin ya da hapşırmayın. Bunun için mendiliniz yoksa dirseğinizin iç kısmını kullanabilirsiniz. Elinize hapşırmak zorunda kalırsanız, ellerinizi 20 saniye boyunca su ve sabunla ovarak yıkayın.

Filyasyon önemli. Virüs taşıyan insanların, temas ettiği insanları bulmaya yarıyor. Virüs taşıdığı halde ilk testi negatif çıkan insanların, bir sonraki testi pozitif çıkabiliyor. Siz atlatabilirsiniz ancak temasta bulunduğunuz diğerleri sizler kadar şanslı olmayabilir.