Nedir Bu Çektiğimiz Dizilerden?

Perihan Gülseven / peri@haberinizi.com

Vallahi içim şişti… Ne dram seven bir milletmişiz. Bu hafta komedi dizisi diye izlediğimiz dizide bile neredeyse çektikleri aşk acısından ağlayacaktık.

Pazartesi’nin fenomen dizisi Çukur’u saymazsak tüm diziler gözyaşı dolu ki onda bile Yamaç’ın ağlaması yürekleri dağladı. Psikolojisi bozuk bir ailenin dramı herkesi ekranlara kilitliyor. Temizlik hastası bir abla, vicdan azabıyla odasından çıkmayan sonunda aklını kaybeden bir baba, her gece altına işeyen genç bir kadın, katil mi kağıt toplayıcı mı holding patronu mu olduğu belli olmayan bir adam ve hepsinin arasında yaşamaya çalışan yarı normal bir kız çocuğu… Alt katlarında kızına yaptıkları yetmezmiş gibi torununa psikolojik taciz uygulayan bir dede ve hayat sorumluluğu altında ezilen, babası nedeniyle yardıma ihtiyaç duyan her erkeği kendine yakın hisseden ve sonunda gizli bir ruh hastasına hayatını veren başka bir kadın. Ve bu dizi reyting rekorları kırıyor.

Bitmedi… Sürekli birbiriyle evlenip boşanan başka bir dizi Yasak Elma var. Başlarda entrikalar, salak tipli Yıldız’ın yaptığı saçmalıklar, şık yaşam ve kıyafetler baya bir dikkat çekmişti ki dizide herkes herkesle evlenmeye başladı. Kim kimin eski karısı, kim kimin çocuğunun babası artı takip edemez olduk. Bir bölüm can ciğer kuzu sarması diğer bölümde kan davalısı olan insanlar… Sürekli bir rekabet, yalan, dolan… Bu bizim hayatımızdan çok uzak.

İyi ki Hekimoğlu var. İki farklı konu ve insan görür olduk.

Benim Adım Melek, Doğduğun Ev Kaderindir, Hercai, Bir Zamanlar Çukurova… Bir bakın Allah aşkına hepsinde bol kan ve gözyaşı var. Eskinin Ayşecik Ömercik filmleri gibi. Sinemadan kıpkırmızı gözlerle çıkan insanlar vardı. Şimdi oturup kendi paramızla bir güzel ağlıyoruz. Sanki az derdimiz varmış gibi başkalarının derdine oturup çay çekirdek eşliğinde ağlıyoruz.

Osmanlı ve Doğu Anadolu dizileri de baya bir izlenir oldu. Farklı konulara kaymak isteyenler bugünde ya da bizim yaşadıklarımızda bir şey yok deyip bu dizilere sarıyor sanıyorum.

Kendini tekrar eden konular artık sıkıyor. E senaristlere de kızamıyorsun ki işlenmeyen ne kaldı sonuçta? 90 dakikalık bir bölümü 1 haftada çekip yetiştirmek öyle kolay bir şey değil. Konu bulmak, bunca rekabet içinde birinci sırada kalmaksa çok daha zor. Ekran savaşları çok acımasız. Onca özen onca çalışma onca gayret… Ve bir anda final kararı… Büyük hayal kırıklığı.

Yetişemiyorum artık. O kadar çok dizi başlıyor ve bitiyor ki daha izleyemeden finalini görüyorum. Her şeyde olduğu gibi bunda da çok acımasızca harcıyoruz. Gerçi televizyon izleyicisi farklı bir boyut. Direk tüketici potansiyeli olan insanlar.

Hal böyle olunca reytingin mi düştü hadi sana güle güle. Ne kadar dram, entrika o kadar bol reyting. Ne kadar bol kan, bol mafya bir o kadar daha reyting. E sektör ne yapsın? Psikolojisi bozuk bir toplum olarak bizden daha kötüleri oturup izliyoruz halimize şükrederek. Sonuçta gerçek hayatımızda diziler gibi. Her gün bir kadın cinayeti, kadına şiddet haberi, sokaklar teksas gibi herkesin elinde bir silah.

Umarım hayatımız güzelleşir de dizi konuları da o derece düzelir…