Ozan Kemal Çullu / Halep İşi

Ozan Kemal Çullu / ozankemal72@gmail.com

Halep İşi

Bugün size “Halep İşi” kebap tarifi vermeyeceğim tabii ki. Bahsetmek istediğim “Halep” şehri ve onun güzellikleri. Aslında “Halep İşi” kebaptan da biraz bahsedelim. Genelde bildiğimiz kıymadan yapılan “Adana Kebabı” gibi yapılır ama altına soğan, domates ve maydanozlu bir ezme salata yapılır. Bu salata sulu ve salçalı olur. Aynı İskender kebabı gibi altına tırnak pidesi koyan da var koymayan da. Pideler yerleştirilir üstüne bu sıcak sos dökülür sonra kızarmış Adanalar en üste yerleştirilir. Sonra bu sos tekrar üstüne dökülür. Bu Halep İşi kebap.

2010 yılında iç savaş öncesi yolum Halep şehrine düştü. Direkt uçak o zaman bana pahalı geldiği için karayolu ile Hatay’a gittim. Hatay’da Halep şehrine geçen taksicilerle anlaşıp Suriye sınırını geçtik. Sınır bayağı geniş. Arada başka kara sınırında görmediğim kadar büyük bir “no man land” yani tarafsız bölge var. Sonra Suriye tarafına geçiyorsunuz. O zamanlar iki ülke ilişkileri mükemmel. Çok iyi bir şekilde karşılandık. Yalnız bir uygulama var o çok ilginç gelmişti bana. Kalın yeşil bir kartona adını ve soyadını yazıyorlar. Bu karton uzun pasaportun arasına koyunca taşıyor. Katlasan daha kalın. Ne olduğunu sorduğumuzda dönüşte bu kartı isteyeceklerini ve kaybetmemiz gerektiğini söylediler. Ben de bu kartonu kesinlikle atmadım. Hiçbir yere bırakmadım. Temmuz ayında sıcakta bir sırt çantam vardı onunla her yere taşıdım. 10 gün kalıp dönüşte pasaport işlemleri sırasında kavga eden bir sürü Türk gördüm. Sebebi bu kartı kaybettikleri içi 70$ gibi bir ücret istiyorlar sizden. Vize parası gibi bir şey. Vize kalkmıştı ama bu şekilde devam ediyor gibiydi.

Taksiyle şehrin merkezine geldik. Şehir sınıra yakın ve dış mahalleleri o bölgeye has bir taş ile kaplı. Gri renkli bir taş. Binalar beton olsa dahi bu taşı kaplıyorlar. Merkez mahallelerde ise taç binalar var. Şehrin en eski bölümü Kale 3000 yıllık. İnsan yapımı bir tepe inşa edilmiş kale gerçekten muazzam bir görünüme sahip. Atina Akropolü gibi bir kaya üzerine değil bildiğin taştan örülmüş bir yükseltiye yapılmış eski şehir. Surlarla çevrilmiş ve üst kısmında ayrı bir sur var.

Çıkan insanları geçekten etkiliyor. Beni etkileyen başka bir yeri de insanları olmuştu. Bu kadar kibar ve saygılı insanları görmek gerçekten çok güzeldi. 3000 yıllık kalenin etrafı dar sokaklı bir orta şehri ile çevriliydi. Uçsuz bucaksız kapalı çarşısı ise turistik değil gerçek bir çarşıydı. Yemek çeşitleri ise sınırsızdı. Sadece kebaplar değil çok değişik sebze ve bulgur yemekleri mevcuttu.  Çok değerli arkadaşım Necmi bana çok yardımcı oldu. Kendisi ile 2007 senedinde internetten tanışmıştık ve o İstanbul’a geldiğinde birkaç sefer görüşmüştük. Bir akşam bizi akşam yemeğine davet etti bizde bir şey yemedik. Saat 11 oldu ve geldi. Meğer akşam yemeği 11 gibi yeniyor ve geç saatlere kadar yatmıyorlar. Öğlen 3-4 gibi dükkanlar açılıyor saat akşam 10’a kadar dükkanlar açık kalıyor. Yani serin ve karanlık saatlerde yaşayıp çok sıcak saatlerde güneşe çıkmamayı tercih ediyorlar.

Diğer bir konuda baklava konusu. 200 yıllık baklava dükkanında yediğim baklavayı beğenmedim. Çünkü Suriyeliler bizim kadar çok çıtır yapmıyor baklavayı. Baklava beyaz. Ayrıca tereyağı tadını alamadım. O da benim için çok önemli. Umarım savaş en kısa zamanda bu güzel ülkeden çekilir ve ülke tekrar o güzel günlerine geri döner.

Ben sadece Halep şehrini gördüm diğer şehirleri gezmek için ülkenin normal günlerine dönmesini bekliyorum.