Parmaklarımızın Ucundaki Tehlike

Bahar Ceren Toksöz / ceren@haberinizi.com

Ne sosyal medyaymış arkadaş? Her gün yeni bir şey duyuyor okuyoruz. Artık başka şeye şaşırmam derken bir başkasının çıkmasını hayretle ve defaetle izliyorum.

Bakanlıklar duyurularını sosyal medyadan yapar oldu. Sağlık Bakanlığı her gün korona virüsten kaç kişiyi kaybettiğimizi twitter hesabından paylaşıyor. Ülkenin en önemli bakanlıklarından birinin koltuğunda oturan Ekonomi Bakanı instegramdan istifa ediyor.

Alıyoruz, satıyoruz, başlıyoruz, bitiriyoruz, attığımız her adım yaptığımız her şey sosyal medyada her an.

Pandemi nedeniyle hepimizi biraz daha asosyal olduk. Elimiz telefonda, tablette gözümüz sosyal medyada. Kim nerede, kiminle ne yapıyor artık evden biriymişçesine biliyor, takip ediyoruz. Öyle ki ülke başkanları bile duyurularını sosyal medya üzerinden yapıyor.

Artık her şeye internet üzerinden ulaşabiliyoruz. Kolay ulaşınca da kolay harcıyoruz. Kıyafet, yemek, arkadaş hatta sevgili alabiliyoruz. Olmadı mı geri gönder, olmadı mı şikayet et, olmadı mı engelle gitsin.

Hayatımız kolaylaştı derken, yaşayacak hayatımız kalmadı. Şikayet sitelerine bir bakın. Normalde fark etmeyeceğimiz kusurlar için kötülüyor da kötülüyorlar. Neden? Atış serbest çünkü. Bir şey hoşlarına gitmedi mi toptan tu kaka.

Hanım ablanın biri terlik siparişi vermiş. Kul yapısı illa ki sorunlu olabilir bazıları. Oldukça da tanınmış bir site ve marka. Terliğin birinin çiçeğiyle diğeri aynı renk değilmiş. Geri göndermek istemiş ama zamanı doldu diye kabul etmemişler. Aman Allah’ım. Ne satın aldığı site kalmış karalamadık ne de marka. Şimdi mahkemelikler. Ablayı dinleseniz sanırsınız ülke çıkarları söz konusu. Tazminat alacağından, markayı nasıl süründüreceğinden öyle keyifle bahsediyor ki.

Günümüz insanı ahkam kesmeyi çok seviyor. Bunun en rahat yapıldığı yer de maalesef internet.

Yine en tehlikeli yanı arkadaşlık istekleri ve yaşananlar. Duyduğumda olabiliyor demek ki diye düşündüm. Kızlarımız, çocuklarımız daha çok tehlikede derken, yaşı kemale ermiş, görmüş geçirmiş insanlar da yanılabiliyor.

Adam kadına arkadaşlık isteği yollamış. Kadın kabul etmiş. Yazışmalar başlamış. Adam daha yüzünü görmediği, gerçekte kim olduğunu dahi bilmediği kadına aşkım demeye kısıtlamalar koymaya başlamış. Telefon numarasını dahi bilmediği, konuşmadığı, görmediği kadına sahip olduğunu düşünerek dozu artırmış. Kadın nihayet bir sosyopatla karşı karşıya olduğunu fark ederek adamı engellemiş. Hikaye bundan sonra başlıyor aslında. Adam kadını sahte hesaplarla bulup, tacize devam etmiş. Tabi aşkımların yerini sinkaflı küfürler, tehditler almaya başlamış. Aralarında geçmeyen yazışmaları ki çoğu cinsel içerikli ve çirkin sanki ikisinin arasında geçmiş gibi kadının sosyal medyadaki arkadaşlarına, ailesine göndermeye başlamış. Yüzü görünmeyen açık seçik fotoğrafları kadına aitmiş gibi sağda solda yayınlamaya başlamış. Bana geri dönmezsen daha başına neler gelecek tehditleriyle bu uzun süre devam etmiş. Aralarında olmayan bir ilişkiyi var gibi düşünüp, bir de geri dönmesini bekliyor. Ne ilginç? Tabi konu şu an yargıda. Kadıncağız tüm sosyal medya hesaplarını kapattığı gibi, koruma kararı, uzaklaştırma falan aldırırken tabi kimliği iyice ifşa olduğundan sürekli adres değiştirir olmuş. Yaşadığı travma bir başka yazının konusu.

Bunlar hep mi vardı da biz yeni görüyoruz yoksa çoğaldılar mı?

Şahsen ben sosyal medyayı çok ciddiye alabilenlerden değilim. O yüzden sanal arkadaşlıklara uzak dururum. Belki de o yüzden koca kova mevki sahibi adamların sosyal medyadan yaptıkları açıklamaları da ciddiye alamıyorum…