Sadakat mi? O da ne?

Perihan Gülseven / peri@haberinizi.com

Sadakatsiz dizisi bir hayli beğenildi. Ta ki son bölümde aldatılan eş aldatana kadar.

Toplumca nasıl benimsemişsek evli adamların sevgililerini, ikinci hatta üçüncü eşlerinin olmasını, diziyi hiç yadırgamadık. Her şeyden bir haber karısına üzülüp, ikinci kadına kızdık doğal olarak.

Derken adamın en yakın arkadaşının karısına göz koyan adama da azıcık kızdıktan sonra vay efendim evli bir kadın ne olursa olsun yapmamalıydı dedik. Adam aldatırken sesi çıkmayan RTÜK bile acımadı kesti cezayı.

Sadakatsizliği sadece cinsellikle eş değer tutmamak lazım. Adam/kadın ama hiç görüşmedik diyor. Sadakatsiz olmadığını savunabiliyor. Ama öyle değil kazın ayağı aldatmanın türlü türlüsü var.

Mesela duygusal aldatma diye bir şey var. Bir başkasını severken, başka biriyle birlikte olmak ya da şöyle anlatayım; biriyle beraberken başka birini düşünmek aldatma değilse nedir? Sırf ona dokunmuyor diye aldatmamış mı oluyor? Düşünsenize çok romantik bir anda fonda bir şarkı çalmaya başlıyor ve partneriniz sizden bir milyon ışık yılı uzağa gidiyor. İçini çekiyor, dalıp gidiyor. Anlıyorsunuz başkası geldi aklına, üzülüyor, özlüyor. Ne hissedersiniz?

Günümüz aldatması var birde. Sırf evdeki insanla yeterince şey paylaşamayınca ya da başka amaçlar için kurulan sanal arkadaşlıklar var. Belki birbirinin yüzünü bile görmeden, sesini bile duymadan partnerinizden esirgediğiniz iki güzel cümleyi ona kurarsanız bu aldatma olmuyor mu? Hatta daha vahimi bir değil birçok kişiyle kurulabiliyor bu çevrimiçi ilişkiler. Sonuçta üçüncü bir kişiyle duygusallık taşıyan iletişim kurmak, flört etmek ya da cinsel çekim hissetmek aldatmaya girmiyor mu?

Gündüz kuşağında kadın programlarını izliyorsunuzdur. Kadın çıkıyor üç çocuğu da evli olduğu adamdan değil. İsmini verdiği diğer adam da baba çıkmıyor. Birkaç isim daha vermiştim onlara da bir bakın diyebiliyor.

Ne olursa olsun aldatılmak kötü bir duygu. Erkekler genelde cinayetleri ya da uyguladıkları şiddeti buna bağlayabiliyor ve hatta ceza indirimi bile alabiliyorlar. Kadınlarsa… İnanın şeytanın aklına gelmeyecek kadar dikkatliler bu konularda. Baksanıza adamın üç çocuğu var ama kendisinden olmadığını karısı söylemese haberi yok.

Her şeye çabuk ulaşabildiğimiz bu dünyada maalesef istediğimiz/istemediğimiz türde insanlara da çabuk ulaşabiliyoruz. Bu durumda söyleyecek pek bir şey de kalmıyor. Gemisini yürüten kaptan.

Köşe benim, ben yazıyorum, benim fikirlerim mi? İnanın aldatanı da aldananı da gördüğümde çok üzülüyorum. Keşke herkes kendine yetmeyen eşi bırakıp yettiğini düşündüğüne gidip, diğerini üzmese.

Çivisi çıktı diyorlardı dünyanın, çıktı mı gerçekten?