Sezon Açıldı… Diziler Başladı… İyi Olan Kazansın…

Hiç kuşkusuz Türk dizileri bu aralar en çok çalışan ve kazanan sektörlerin başında geliyor. Özellikle İstanbul ‘da neredeyse her semtte bir dizi çekiliyor. Birbiriyle yarışan, reyting için tabiri caizse savaşan diziler yeni sezonda da televizyon kanallarını kaplamaya başladı. Hangisini izleyeceğini şaşıran izleyiciler eski sezon dizilerinden de vaz geçmiyorlar.

Belki inanmayacaksınız ama, diziler ve tekrarları için liste yapanlar bile var. Özellikle kadınlar dostlarıyla telefonda konuşurken ya da altın günlerinde dizileri konuşur, tartışır oldular. Kahvelerde bile diziler sohbet konusu olmaya başladı.

Gelelim sektöre. Çok tanınmış kişilerin dizileri hali hazırda en çok izlenenler tabii ki. Ancak farklı senaryolar Z kuşağını daha çok etkiliyor. Geçmişteki Ağa, töre dizileri yerini daha güncel konulara bırakmaya başladı. Ancak zengin kız, fakir oğlan aşk dizileri hala revaçta.

İzleyenleri ekran başında büyülü, komik, ihtişamlı hayatlarına çeken dizi oyuncuları, aslında bizim bildiğimiz ya da tahmin ettiğimiz gibi mutlu değiller. Sektörün sorunu bir hayli fazla. 3 saate varan bölümler için gece gündüz sette yaşamak zorunda kalıyorlar. Başrol dışındakilerin ücretleri de oldukça düşük. Kamera önünde olanlardan daha fazlası ise arka planda. Ve şartları inanın çok zor.

En büyüğünden en küçüğüne kadar, menajerinden sanatçı annelerine varan, senaristinden kameramanına, asistanından yönetmenine neredeyse küçük bir ordu tarafından çekilen TV dizilerinin, bütçeleri de oldukça fazla.

Tabi TV dizileri derken, son zamanların dijital dizilerine değinmeden olmaz. Sezon sezon yayınlanan film tadında dizilerin bölümleri maksimum 50 dakika. Yani TV’ ye göre daha şanslı görünseler de sezonun tüm bölümlerini bir anda çekip bitirmek durumundalar. Bu da yine, uzun çalışma saatleri ve bolca yorgunluk demek.

Hangi iş kolu kolay ki? Ancak sektör mensuplarının sorunları da bitecek gibi değil. 2010 yılından itibaren sorunlar konuşulmaya başlanmış ve dizi emekçileri ¨Yerli Dizi, Yersiz Uzun” sloganıyla seslerini duyurmaya çalışmışlardı. 2011’de de ‘Oyuncular Sendikası’nı kuran dizi emekçileri böylece önemli bir dönüm noktasına imza attılar. Sendikanın ilk faaliyeti ise oyuncuların sigorta konusunu iyileştirmesi oldu. Şimdi sizi detaylarla sıkmak istemem. Merak edenleriniz için bu konuda internette bir sürü bilgi mevcut. Ancak sendikanın en önemli kampanyasına değinmemek olmaz. Çocuk oyuncuların da yetişkinlerle aynı şartlarda çalışmasını engellemeyi ve bununla ilgili bir yönetmelik çıkarmayı başardılar.

Sektörün en büyük sorunu yüksek maliyetler. Fark yaratmak, daha çok izlenmek ya da özellikle başrol oyuncularının yüksek ücret talepleri sektörü oldukça zorluyor. Düşük bütçeli, tanınmış kişilerin olmadığı diziler pek tutulmuyor. Ama plazalarda, villalarda, lüks hayat içerisinde birbirinin hemen hemen aynı senaryo da olsa izlenme rekorları kırıyor.

Aradığımız aşkı ve romantizmi gerçek hayatımızda bulamadığımızdan olsa gerek, dizilerde ki yaşanan aşklara kilitleniyoruz. İzleyici entrikalardan çok aşklı meşkli, ayrılmalı barışmalı romantik komedi türünde dizileri daha çok seviyor.

Tabi vurdulu kırdılı, iyi mafyalı (mafyanın iyisi mi olur demeyin şimdi), derin devlet dizileri de çok seviliyor.

Bu kadar girizgâh yeter sanıyorum. Bundan sonra dizilerle ilgili yazılarıma bu platformda devam edeceğim. Sizlerin de katkısıyla dizilerdeki senaryo yanlışlarını, çekim hatalarını, oyuncuları çekiştireceğiz.

Fikirleriniz için mail gönderirseniz, seve seve yayınlarım.

Sevgilerimle…