Sonbahar Depresyonuna 7 Çare

Sonbaharın üzerimizde bıraktığı etkilerden biri de depresyon. Yazdan çıkı, güneş ışığından eskisi kadar yararlanamıyor oluşumuz, korona virüsün getirileri sonucunda ortalarda mutsuz mutsuz dolaşıyoruz. Aslında depresyon bugün insanlar arasında en sık rastlanan ruhsal bozukluk. Hatta işe gitmeme nedenlerinin en başında geliyor. Uzmanlar depresyonla başa çıkmanın en önemli unsurunun anda kalmak olduğunun altını çiziyorlar. Geçmişe takılıp kalmak ya da sürekli geleceği düşünerek endişelenmek bizi depresyona sokan en baş sebep.

Dünya üzerinde antidepresan kullanımı hızla artarken son yıllarda dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 15’i antidepresan kullanıyor. Bu ilaçlar sizi elbette rahatlatacaktır ama unutmayın ki her ilacın vücudumuza yararı olduğu kadar zararı da var. Antidepresan kullanmadan, hastalığınız tedavi edilemez boyutlara gelmeden bazı şeyler yapabilirsiniz.

Peki bununla nasıl başa çıkarız? Depresyondan kurtulmak için neler yapabiliriz? Tabi sevdiğiniz şeyleri yaparak ve daha az endişelenerek başlayabilirsiniz. Biz genele bakarak sizin için 7 madde düzenledik.

Anda Kalın

Geçmiş geçmiştir, bitmiştir, artık yoktur. Size acı vermekten başka bir şey yapmıyorsa, neden geçen aya ya da geçtiğimiz yıla hala kafa yormakta ısrar ediyorsunuz? Geleceğiniz hakkında da o denli düşünmenin de bir faydası yoktur. Elinizde kristal bir kürenin olmadığını, geleceğin size neler getireceğini bilmenizin mümkün olmadığını unutmayın. Mümkün olduğunca ana ve bulunduğunuz yere ve hak ettiğiniz mutluluğa odaklanmaya çalışın. Çabanıza tek değecek şey budur.

Kendinize Saygı Duyun

Etrafınızda olan biteni görme ve yorumlama şekliniz özsaygınıza göre değişmektedir. Özsaygınız düşükken, etrafınızdaki herkese karşı sanki sizin sahip olmanız gereken şeyler onlara verilmiş gibi saplantı geliştirebilirsiniz.

Kendinizi belli şeyleri hak etmeyen biri olarak görmeye başlayabilir, hatta daha da kötüsü onlara sahip olmak için “gerekenlerin” sizde olmadığı duygusuna kapılabilirsiniz.

Özsaygı eksikliği içsel dengesizlikler ve çatışmalar yaratarak hayat boyu size birtakım bedeller ödetecektir. En tehlikeli depresyon formunun içten gelen olduğu sıkça söylenir. Bazı durumlarda, rahatsızlığı tetikleyen belli bir sebep bulunmaz. Problem içinizdedir ve çocukluğunuzdan beri sizinle beraber büyümektedir.

Aile durumunuz her zaman sorunlu olmuşsa, ebeveynlerinizle ilişkiniz hiçbir zaman yolunda gitmemişse veya duygusal olarak hiçbir zaman olgunlaşamamışsanız, özsaygınızın düşük olması muhtemeldir.

İçinizde her gün açıklanamayan bir üzüntü barındırmaya devam eder, motivasyon eksikliği yaşar ve depresyona yol açan cesaretsizliği beslersiniz.

Özsaygınıza dikkat etmeyi unutmayın! Kendi hayatınızın filminin yardımcı oyuncusu değil başrolü olun!

Daima Hatırlayın Her Şeyin Bir Sonu Var

Size şunun sözünü veriyoruz: depresyon sonsuza kadar sürmez, ya da hissettiğiniz acı sizi felç etmez. Her gün daha mantıklı bir şekilde yaklaşır, olumsuz duygulara kendinizi kapatır ve hayallerinize tutunursanız, depresyonunuz sonunda yok olup giden belli belirsiz bir gölgeye dönüşüp hayatınızdan çıkar.

Yardım İstemekten Çekinmeyin

“Önce aileden yardım alınmalı, onlar hiçbir zaman seni yarı yolda bırakmaz” cümlesini duymuş olmalısınız. Umarız da öyle olur, ancak hala size yarardan çok zarar verebilecek belli insanlar olduğunu unutmayın.

Bazıları sizin “daima üzgün” zayıf bir insan olduğunuz için doktor teşhisli depresyon hastası olduğunuza dahi inanırlar. Dikkat edin. Bir profesyonelden yardım alın ve ardından sizi gerçekten dinlemeyi, rahatlatmayı ve doğru zamanda söylenecek doğru cümleleri olan aile üyeleri ve arkadaşlarınızdan destek alın.

Dışarı Çıkın

Bu bir gerçek. Depresyon perdeler çekilmiş halde karanlığı sever. Kendinizi olumsuz veya ölümcül düşüncelere gömdüğünüz sessizliği arar.

Buna kanmayın. Her gün dışarı çıkın ve en az yarım saat boyunca yürüyün. Temiz havayı içinize çekin, güneşin içinizi ısıtmasına izin veren ve tanıdıklarınızla konuşun. Etrafınızı hayatla, hareket, ışık ve neşeyle donatın.

Kilo Kontrolünü Bırakmayın

Börekler, tatlılar, dondurulmuş gıdalar, fast food… Bütün bunlar anksiyetenizi sakinleştirir ve size anlık bir zevk verir, ancak aslında yaptıkları depresyonun kimyasal dengesizliğini tetiklemek ve o negatif nörotaşıyıcılarını daha da beslemektir.

Daha çok taze meyve ve sebze yiyin. Su ve çay için. Sağlıklı beslenmek sizi daha iyi hissettirir ve vücudunuz toksinlerden kurtulmaya başlar.

Mutlu Olmak İçin Her Zaman Bir Neden Vardır

Hayatınızda olmayanlara değil, olanlara odaklanın. Geleceğe yatırım yapmak yerine bulunduğunuz yere yatırım yapın. Kendinizi ve çevrenizi güzelleştirin. Ara sıra kendinizi şımartmak, elinizde olduğunca kendinize harcama yapmaktan korkmayın.

Bir çiçeği büyütmek, evcil bir hayvan edinmek ya da sizden daha zor bir hayatı olan birine yardım etmek inanın sizi düşündüğünüzden daha fazla mutlu edecektir.

Çocuklarla vakit geçirmek, bir bebeği güldürmek içinizdeki tüm kasveti atmanıza yardım edebilir. Yemek yapmayı öğrenebilir ya da size daha çok uyan bir hobi edinebilirsiniz.

Deneyin, sizi mutlu edecek tekrar hayata bağlayacak bir şey mutlaka ama mutlaka vardır.