Sosyal Medya Günlükleri

Bahar Ceren Toksöz / ceren@haberinizi.com

Korona virüs, evden çalışma, parasızlık derken dışarı çıkmaz olmuştum. İhmal ettiğim dostlarımdan isyan sesleri daha da yükselmeye başlayınca Beşiktaş’a uzanmak şart oldu. İyi ki şart olmuş. Vapurla karşıya geçmek, birazda olsun deniz havası almak çok iyi geldi.

E tabi Üsküdar sırtlarından Beşiktaş’a geçmek bir hayli zaman demek. Ama neyse ki sosyal medya var. Ve sosyal medya sohbetleri.

Bu arada kalabalık ortamlarda şu cep telefonlarıyla konuşmayı bit türlü öğrenemedik. Gerçi benim işime geliyor bazen kulak misafiri olmak. Üzgünüm ama istemesem de dinlemek zorunda kalıyorum. Ben ne yapayım? Yine etrafındaki kimseye aldırmadan son ses konuşan biri en azından yazı konusu çıkardı.

Konu şu.

Telefonda konuşan kadının belli ki biriyle arası biraz limoni. Zira bahsettiği kişi onun sosyal medya paylaşımlarını beğenmiyormuş. Hatta ve hatta o kişi, bir paylaşımda bulunmuş bizim telefondaki kadın o paylaşıma herkes gibi hayırlı olsun yazmış. O kişi hayırlı olsun ve tarzı kutlama mesajlarını beğenip, yorum yapmış. Onun ki dışında tabi. Ne bir yorum ne bir beğeni. Bizimki tabi sinirlenmiş. Biraz beklemiş. Bakmış ondan sonra yorum yapanlara dahi beğeni ve cevap yorumu varken kendisinin ki boş kalmış. Tabi bizim ki durur muymuş? Hemen kendi yazdığı yorumu silmiş. Bu arkadaşı ne yapmaya çalışıyormuş? Niye herkesin içinde onu böyle küçük düşürürmüş? O, ona ne yapmışta bunu hak etmiş.

İnanın en ufak bir abartı yok. Öyle heyecanla ve öfkeyle konuşuyordu ki sanırsınız ortada çok ciddi bir mesele var.

Bunu bu kadar ciddiye alacak ne var acaba? Her şeyin cıcığını çıkarmadan yapamıyoruz. Beğeni almadı diye paylaşımları silen mi istersiniz, takipçi kazanmak için çocuğunu dansöz kıyafetiyle oynatan mı dersiniz, şiddeti matah bir şey sanıp kendini önemli biri gibi göstermeye ya da teşhircilik yaparak kendini bir şey sanan mı ararsanız hepsi var. Saymakla bitmiyor.

Doğru haberlere, güzel paylaşımlara, anılara, uzundur görüşemediğimiz arkadaşlarımıza, enteresan fotoğraflara ulaştığımız bir mecra olarak kalamaz mıydı? Konuşmasını dinlediğim kadın bundan on yıl önce böyle bir şeye üzülür müydü? Bir gün bir paylaşıma yorum yazarsam ve yorum yazdığım kişi onu beğenip, cevap vermezse ne yaparım ben diye düşünmüş müdür?

Birine kızınca hemen beğenileri bitiriyoruz. Beğenmiyoruz görsek de paylaşımlarını. Ya da onu takipten çıkarıyoruz. En fenası laf sokma yarışına giriyoruz. Ama keşke biraz okusak. Cemal Süreya diye Mevlana’nın sözlerini etiketliyoruz ya da bir ateistin Tanrı tanımını Hz. Ali diye. En olmadı, sokulan laflar yerine gitmediyse silip engelliyoruz. Daha sonra görüşmeye başlayınca kaldır engeli olsun bitsin.

Sakın ben yapmadım, yapmam demeyin. Bu hani şu ben magazin izlemiyorum sadece belgesel geyiği kadar klişe olur.

Evet ciddiye alınması gerekiyor sosyal medyanın ama sanırım biz bunu da yanlış anladık.